28 Kasım 2011 Pazartesi

Habil Adem - Dr. Friç -Naci Pelister

Bu müstear ismin dr. friç(dr. fritz) diye bir alman profesörden tercüme edildiğini iddia ettiği "Kürter, Tarih ve İçtimai Tetkikat" adlı eserden bugün bile bilerek ya da bilmeyerek alıntı yapılmakta. Aradan 100 yıl geçmiş ve de bu iddialar hala, tıpkı aleviler üzerine benzer dönem de ortaya atılmış "aleviler orta asya şaman inancını sürdüren asıl türklerdir" iddası gibi revaç bulmaktadır. Alın size Hasan Celal Güzel in geçenlerde tekrar ettiği "bazı araştırmacılar, türkiye’deki kürtçe’nin, farsça’nın bir lehçesi olduğunu ve birbirinden farklı şivelerle konuşulduğunu söylerler.
1856 yılında Ruslar’ın, Erzurum Konsolosu olarak atadığı Aguste Jaba, Kürtler üzerinde araştırmalar yapmış ve 1860 yılında St. Petersburg Bilimler Akademisi’nde bir Kürtçe sözlük çalışması yaparak yayınlamıştır. Ünlü kürdolog Minorsky’nin tasnifi neticesinde Jaba ve Justi sözlüklerindeki kelimelerin kökeni şu şekilde tespit edilmiştir: toplam 8460 kelimenin 3080’i türkçe, 2600’ü farsça, 2000’i arapça, 220’si ermenice,
180’i keldanîce, 60’ı çerkezce, 20’si gürcüce olup 300’ünün menşei belirsizdir. "

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/hasan_celal_guzel/kurtce_televizyon-915968

İddia ile ilgili şurda bir şeyler çiziktirmiştim; Hasan Celal Yazısı

bu da habil adem in dr. fritz den tercüme ettiği kitapta geçen benzer bir iddia;

"lisanlarına nazaran, kürdler’in “ari” ırkına mensub oldukları anlaşılıyor. fakat bu lisanın şekli meselesi de tamamıyla halledilememişdir. zira, bu gün islavca söyleyen eski türk bulgarlar, romence söyleyen eski palajlar, almanca söyleyen eski rusyalılar, ingilizce söyleyen eski normanlar, arapça söyleyen eski berberiler, mısırlılar ve kadim asuriler vardır. Küçük ve mazileri mübhem milletler için lisanın bir ehemmiyeti kalmamıştır. petersburg akademisi tarafından neşr edilen “kürdçe-rusça-almanca lügat” kitabında “8307” kelime vardır ki bu kelimeler âtideki kısımlara tefrik edilir.

Lisan: aded- kelimât
Pehlevi (eski) 370
zend 1240
türk(eski türkmen) 3080
ermeni 220
arab (yeni lisandan) 2000
farisi (yeni edebiyattan) 1030
asıl kürd 300
çerkes (eski) 60
kürdçe (eski lisandan) 20
keldani 108

bu listede en büyük yekunu iki lisan teşkil ediyor:
türk şubesi: 3080 kelime
iran şubesi: 370+1240+1030 = 2640 kelime

Arab şubesi de mühim gibi görünüyor. Fakat hakikatde öyle değildir. zira buradaki arab kelimeleri dini ıstılahat ve bir takım ilmi kelimelerdir ki türk aşiretleri arasında müsta’mil değildir. sonra, melul, melus, mülhem, tahammül, tahvil, işgâl, iğfâl, vesaire şeklinde olan arab kelimeleri, arab lisanıyla alakasını kesmiş, türk lisanına girmiştir. zira bunların manâlarında ve suret-i isti’mâllerinde pek ziyade tehâlüf vardır. ve bu kelimeleri, türk lisanını tahsil eden kürdler söylemektedir. binaenaleyh bu gibi arab kelimelerini de türk şubesine ithal etmek lazımdır ki bu suretle türk şubesi pek yüksek bir yekûna bâliğ olur. "

Görüldüğü gibi Hasan Celal Güzel ve benzeri birçok kişinin tekrar tekrar dile getirdiği iddia habil adem müstear namlı Naci Pelister in iddiası. Öncelikle şu var habil adem in verdiği kelimeleri defalarca topladım ve her seferinde 8428 gibi bir yekuna ulaştım. yani 8307 rakamını toplama yaparken yanlış bulmuş. Verdiği tefrike göre lugatte 8307 değil, 8428 kelime olmalıydı. Bu revizyona göre her ikisinde de ait olduklarını iddia ettkileri kelime adedi türkçe, arapça, ermenice, çerkezce için aynı. hasan celal ve diğerlerinin menşe-i belirsiz olarak verdiği kelimeler, habil adem de "asıl kürd" olarak geçmiş. bir de habil adem in eski kürdçe(eski lisanda) olarak belirttiği 20 kelime hasan celal in iddiasında listeye alınmamış. yine hasan celal in listesinde yer alan 20 kelimelik gürcüce kalemi, habil adem in listesinde yok. bu 20 gürcüce kelime ile eski kürdçe kelimeler bir şekilde olup değişmiş olmalı. eh eski kürtçe demeyeceğine göre, gürcüce demek daha kabul edilir görülmüş olmalı. bir de tashih hatası olmalı ki, habil adem de 108 olarak geçen keldanî ce kelime sayısı güncel iddia[hasan celal ve havarileri] da 180 oluvermiş. bir kere ordan 72 kelimelik artış olunca oldu mu sana 8500 kelime. bir de farsça kelimelelerdeki kelime sayısındaki 40 kelimelik fark[hasan celal de 2600, habil adem de 2640] gözönüne alınca her iki iddiadaki rakamlar denkleştirilmiş olur.

Bu her iki iddiadaki rakamlar bu kadar birbirini tutarken[dediğim gibi birbirini tutan rakamlar dışında birinde eski kürdçe olan 300 kelimeye diğerinde menşe-i belirsiz denilmiş, birinde asıl kürdçe olan 20 kelime hop gürcüce olmuş, birinde tashih hatasından(ya da eski lisan bilmemezlikten) olmalı 108 olan keldanice kelime sayısı, diğerinde 180 olmuş, birinde 2640 olan farsça kelime adedi diğerinde, nedense, 2600 kelime olmuş] bu iki iddianın farklı iddia olduğunu söylemek saflık olacaktır. hasan celal güzel in minorsky ye atfettiği iddiayı, minrosky nerde, hangi eserinde hangi, hangi yılda yapmıştır merak içindeyim. ki bu bilgiler verilmedikçe iddia, düşünüp de görenler için, hasan celal ve benzerlerinin safsatası olarak kalacaktır.

Bir de daha önce Hasan Celal ın köşesine alması üzerine türkçe kelime sayısının kürdçe de bu kadar fazla olmadığını belirtmiştim Hasan Celal Yazısı. Sağolsun Habil Adem in eserinde bu sorunun cevabını buluyoruz. Habil Adem diyor ki;
"melul, melus, mülhem, tahammül, tahvil, işgâl, iğfâl, vesaire şeklinde olan arab kelimeleri, arab lisanıyla alakasını kesmiş, türk lisanına girmiştir. zira bunların manâlarında ve suret-i isti’mâllerinde pek ziyade tehâlüf vardır. ve bu kelimeleri, türk lisanını tahsil eden kürdler söylemektedir. binaenaleyh bu gibi arab kelimelerini de türk şubesine ithal etmek lazımdır ki bu suretle türk şubesi pek yüksek bir yekûna bâliğ olur." yani diyor ki; kürdçe ye geçmiş çoğu arapça kelime türkçe üzerinden geçmiştir. doğrudur kürtçe ye türkçe üzerinden geçmiş çok kelime vardır. lakin bunların kürdçe deki kelimelerin nerdeyse yarısını teşkil ettiğini söylemek ya sayı saymayı bilmemek, ya da kürtçe bilmemek demek olur. zira kürtçe de arapça kelime sayısı çok olsa da çoğunluğunun arapça ve kürtçe ye direk geçiş yaptığını bu iki alış-verişin kurallarına vakıf olanlar bilecektir. arapça dan direk alınmış bir kelime, şayet türkçe üzerinden kürtçe ye geçecek olsaydı aynı geçmezdi. tersi de doğrudur. hemen basit bir örnek vereyim:miraz-murat

İşin komik yanı hail adem in, dr fritz den tercüme ettiğini iddia ettiği bu iddialar daha 2002 yılında tc dgm başsavcısının iddianamesine girmiştir. nuh mete yüksel kürtçe nin seçmeli ders olmasını istediği davanın iddianemesinde şöyle demekte fransızca-kürtçe-rusça sözlüğü analiz eden dr. friç e göre sadece 300 kürtçe kelime vardır ve bu nedenle kürtçe üniversite programında yer alamaz."" eh başsavcı bu, üniversiteler daha mühim konularla uğraşırken (bkz: bilimselligi tartisilmaz tasra universitelerimiz) elbette kürtçe üniversite programında yer almamalı.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Nasır-ı Hûsrev ve Ahlat

1050 yılı civarı Ahlat e gelmiş zamanında. Sefernamesinde bundan bahsediyor. Ahlat şöyledir, böyledir. Falan filan.
şurda ilgili kısım var;

http://ganjoor.net/naserkhosro/safarname/sh13/

"از آن جا به شهر اخلاط رسیدم هیژدهم جمادی الاول و این شهر سرحد مسلمانان و ارمنیان است و از برکری تا اینجا نوزده فرسنگ است و آن جا امیری بود او را نصرالدوله گفتندی عمرش زیادت از صد سال بود پسران بسیار داشت هر یکی را ولایتی داده بود و در این شهر اخلاط به سه زبان سخن گویند تازی و پارسی و ارمنی و ظن من آن بود که اخلاط بدین سبب نام آن شهر نهاده‌اند و معامله به پول باشد و رطل ایشان سیصد درم باشد."

Diyor ki:"burada ahlat şehrine 18 cemziyel evel de vardım. bu şehir ermeniler ile müslümanlar arasındaki sınır şehri. ve berkeri(muradiye) den buraya 19 fersah. orda bir emir vardı. nasrudevle deniyordu. ömrü 100 seneden fazla idi. oğullarının herbirine bir diyar vermişti. bu şehirde üç dil konuşulurdu: arapça, farsça ve ermenice ve zannımca ahlat ismi de boşuna verilmemiş..."

Fakat ne tesadüftür ki, bu son cümleler genelde atlanıyor. Burda üç dilden bahsediyor ve içinde Türkçe yok, inanılacak gibi değil(!). Sanırım şurdaki alıntı

http://www.aksav.com/yazi/seyahatnamelerde-bitlis

Abdülvehhap Tarzi nin çevirisinden alınmış. Ve büyük ihtimalle bu kısımlar es geçilmiş.

İster istemez Atatürk ün şu sözü geliyor akla:"ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakkı yoktur. memleketiniz sizindir, türklerindir. bu memleket tarihte türktü, o halde türktür ve ebediyen türk olarak yaşıyacaktır"